Saturday, 31 October 2009

Bugun secim olsa...


















Tabii ki 'bugun secim olsa' tipli anketlerin degeri bir yere kadar...

Ama Sonar'in bugun gazetelerde cikan anket sonuclari da o kadar carpici ki, internetin derinliklerinde kaybolmasin diye tarih de atarak yayimlamamiz gerektigini dusunduk.

15 il, 20 ilce ve 20 koyde 3,000 kisiyle yuzyuze gorusulerek yapilmis bir anket oldugunu da not edelim.

Tarih: 31 Ekim 2009.

Sonuclara gore bugun secim olsa:

AKP: %27.45

CHP: %24.45

MHP: %16.98

DTP: %5.74

SP: %5.30

Kararsızlar: %13.35

Medyaya saldirisindan Ergenekon adli davayla ilgisine, PKK/Kurt acilimindan resesyondan cikis planlarina her turlu icraatina bakinca AKP'nin artik hizla kan kaybettigini hissediyoruz, biliyoruz, goruyoruz, ama boyle carpici sayilar ortaya cikmasi cok onemli.

Secimlere kadar olan bir bucuk senelik donemde bu kan kaybinin hizlanmasi ya da yavaslamasi oncelikle resesyondan cikisa, sonra PKK/Kurt acilimina, sonra da unlu davalarin sonuclandirilmalarina bagli olacak gibi. Cunku yukaridaki Kararsizlar bu gelismeleri dikkatle izlemekteler ve elbet bir karar verecekler.

Wednesday, 21 October 2009

Serbest birakilan 34 PKK'li



















Obama Turkiye'yi ziyaret etti, AKP acilimi anons etti, resesyonun agir istatistikleri yerine acilimi konusur olduk, Imrali'yla konusmalara baslandi, araya yaz tatilleri ve bayramlar girdi, dun de 34 PKK'li terorist Turkiye Cumhuriyeti'ne tezahuratlar esliginde ve Apo pankartlariyla kahramanlar gibi girip sorgulandiktan sonra serbest birakildilar.

Bu 34 PKK'li dune kadar Turkiye Cumhuriyeti'nin ordusuna ve sinir butunlugune karsi savasmak icin and icmis birer teroristti.

Ve dune kadar sehit anneleri bu teroristlerle Turkiye Cumhuriyeti'nin sonuna kadar savasacagini dusunuyorlardi.

Ayni Turkiye Cumhuriyeti'nde Balbay, Haberal, ve daha nice degerli beyin tutuklu yatiyor veya fasist AKP rejiminde tutuklanma korkusuyla sesini yukseltemiyor.

Iste AKP Turkiye'sinin icler acisi hali...gibi jenerik bir sekilde bitirmek istemiyorum.

Cunku AKP Turkiye'mizi her gecen gun daha da icler acisi bir noktaya getiriyor.

Cozumun cok zor ve carklarin cok komplike oldugunun, cogunun artik bizim elimizde olmadiginin farkindayiz.

Ama cozume kalkisan AKP liderlerine en ufak bir guvenimiz kalmadigi icin cok endiseliyiz.

Friday, 9 October 2009

Onumuzdeki donemde Yunan-Turk iliskileri


Yorgo Papandreu'nun Yunanistan'da Basbakan secilmesi onumuzdeki donemde Yunan-Turk iliskilerini biraz dusundurdu.

Bildigimiz gibi Yunanistan resesyonu en agir geciren AB ulkelerinden biri oldu. Ekonomik krizin yanisira sosyal ve politik olarak da catirdadi ve 2010'da da ciddi bir toparlanma pek beklenmiyor.

Yunanistan ekonomi olarak cok fazla bir uretim yapmayan, Ar-Geye Bati Avrupa'nin gerisi kadar onem vermeyen, oncelikle de global deniz tasimaciligi ve yerel turizme cok bagli bir ekonomi. Bati Avrupa'nin gerisi gibi yaslanmakta olan bir nufusa sahip. Ustune kucuk ve sig bir ekonomi. Yunan ekonomisinin yeni nesil liderleri, bankalarindan balik ciftliklerine veya hastane sirketlerinden gida sektorune kadar tamamen Balkanlarda ve Turkiye pazarinda buyume hayalleri kuruyor. Bu krizden de Bati Avrupa'ya degil Guneydogu Avrupa ve Turkiye'ye ihracatlarini arttirarak cikmaya calisacak. Bu yuzden de Papandreu'nun ilk dis gezisinin - elbette tesaduf ama - daha secileli bir hafta olmadan Turkiye'deki Guneydogu Avrupa Isbirligi Sureci toplantilarina katilma amacli olmasina hic sasirmadim.

Evet, Avrupa Birligi diyalogumuzda Yunanistan'in destegine ihtiyacimiz var, ve tabii Kibris konusu hala cok hassas, ama Yunanistan'in da Turkiye'ye cok ihtiyaci var, ve ekonomik gidisatta yaratilan isler batiya degil de doguya kaydigi surece Yunanistan'in Turkiye'ye ihtiyaci artacak.

Ege'nin iki kiyisinda da dedelerimizin ve buyukbabalarimizin savas hikayelerini dinleyerek buyuduk. Ne kadarini cocuklarimiza, torunlarimiza anlatacagiz ve o duygularin ne kadari taze kalacak? 'Zito Venizelos' lafi her duydugunda benim oglumun tuylerini de diken diken edecek mi? Peki ya torunumun?

Onumuzdeki nesil ve nesillerde Yunan-Turk iliskilerini tarih kitaplari degil ekonomik pazarliklar tanimlayacak diye tahmin ediyorum. Ve sanki bu degisime daha cok Ege'nin dogusu degil batisi oncelik edecek diye dusunuyorum.

Saturday, 3 October 2009

Ardi






















Etiyopya'da yeni bulunan 4.4 milyon yillik fosil Ardipithecus ramidus, nami diger Ardi, bilim dunyasinin bu yuzyildaki en buyuk bulusu olablir mi?

(Ilustrasyon: guardian)

Evrimin tartisilmasinin hala cok gundemde oldugu bugunlerde atalarimiza en net baglantilardan birini daha topragin altindan cikarttik.

Elbette onumuzdeki yuzyillarda daha da cok benzer kanit cikaracagiz ve elbette ileriki nesiller tarih kitaplarinda bizim yirmibirinci yuzyilda evrimi ve Darwin'i hala tartisiyor oldugumuzu okuduklarinda bizim tarih kitaplarinda Galile'yi veya Takiyuddin'i okurken hissettiklerimizi hissedecekler.

Once Lucy, sonra Ida, simdi de Ardi.

Yasasin atalarimiz!

Monday, 21 September 2009

200 gun














Arastirmaci gazeteci, degerli yazar, buyuk Ataturkcu, iki cocuk babasi Mustafa Balbay tam 200 gundur tutuklu.

Tam 200 gundur Silivri'de Ergenekon adi verilen bir dava sacmaligi bahanesiyle yazilarini yazamiyor, arastirmalarini yapamiyor, televizyon programina katilamiyor, cocuklariyla gorusemiyor.

AKP'nin A'sinin 21. yuzyil Turkiye'sinde yerlerde surundugunun resmidir.

Balbay cikacak, yine yazacak, ama bu 200 gunun, baska 200 gunlerin hesabini kimler verecek?

Not: Evet, bildiniz, tam 100 gun once '100 gun' baslikli yazimizin aynisi bu:

http://dusunerek.blogspot.com/2009/06/100-gun.html

Friday, 18 September 2009

'...sortlu gelme!'






















Mevlana'nin unlu lafi 'gel...kim olursan ol yine de gel...' asirlardir edebiyattan gunluk hayatimiza oldukca sik karsimiza cikan ve hosgoru konseptini guzel ozetleyen, cok sevdigim bir laf.

Bugunku gazetelerde Konya'daki Mevlana Muzesi'nin kapisina sortlu turistlerin giremeyecegine dair bir yazi asildigini okudum.

Anladigim kadariyla Konya hizla Turkiye'nin ve bolgenin en konservatif sehirlerinden biri olmaya dogru ilerliyor.

Hosgorunun atalarindan Mevlana'nin memleketinde, muzesinde boyle bir kilik-kiyafet duzenlemesi keske hic denenmese bile.

Artik Mevlana'nin lafini degistirmeliyiz sanirim:

'gel...kim olursan ol yine de gel...yeter ki sortlu gelme!'

Wednesday, 16 September 2009

Cok tehlikeli bir referandum onerisi

Bir demokrasinin sagliginin en iyi olcumlerinden birinin cogunlugun istediginin yapilmasindansa azinligin istedigine saygi duyulmasi oldugunu dusunuyorum.

Sandiktan cikan oylara guvenerek bir demokrasi cogunluk diktatorlugune donusurse cok ciddi sikinti yaratir. Bu fenomeni cogunluk diktatorlugu olarak tanimlamak sanirim sevgili Emre Kongar'in lafiydi.

Iste son gunlerin Ankaraspor-Ankaragucu skandallariyla da populer karakteri I.Melih Gokcek'in Ankara Bahcelievler Yedinci Cadde'de onermis oldugu icki referandumu bu cogunluk diktatorlugunun cok tehlikeli bir ornegidir. Ustelik de ozunde hukuka aykiri bir referandum oldugunu da okuyoruz. Ya cogunluk oylara sahip oldugu icin gercekten 'bu caddede icki icilemez' referandumu kazanirsa? Bunun baslatacaklarini dusunebiliyor musunuz? Akabinde ulkenin dort bir kosesinde gelecek referandumlari dusunebiliyor musunuz? Mahalle baskisi cok onemli bir konu ve zaten izdirabini ceken bir ulkeyiz. Cogunluk diktatorlugu mahalle baskisinin bir adim daha da ilerisi. Kanuni mahalle baskisi.

Bahcelievler'de yasan-yasamayan butun Ankaralilarin, sagduyu sahibi butun Turkiye Cumhuriyeti vatandaslarinin tepki gostermesi gereken bir referandum onerisi bu.

Ben de blogumla tepkimi gosteriyorum.

Ayrica I.Melih Gokcek'in son kullanma tarihiyle ilgili gecen seneki kisa bir yazimi da kaciranlar icin tekrar kopyaliyorum:

http://dusunerek.blogspot.com/2008/12/imelihin-son-kullanma-tarihi-gecti-mi.html

Sanirim bu haftaki olaylar sayesinde son kullanma tarihi konusunda bir suphe kalmamis olmali.

Friday, 11 September 2009

dusunerek bir sene gecmis...

Niye hatirlatmiyorsunuz, dogumgunumuz gelmis ve de gecmis!

Blogumuz dusunerek 10 Eylul 2008'de dunyaya gozlerini acmisti.

Bir senede hala yeni yeni, agir agir ogreniyoruz bu sanal alemleri.

Ilk yazimizda neler demisiz: http://dusunerek.blogspot.com/2008/09/dnerek.html

Saka maka, bir ekonomik kriz, bir yerel secim, bir yeni ABD baskani, biraz Takiyuddin, biraz Darwin derken dunyamiz ve Turkiye'miz icin cok hareketli bir sene oldu!

Yalniz resesyondan cikis ve genel secimler sayesinde asil hareketli donemler yeni basliyor sanirim.

Okudugunuz, dusundugunuz, abone oldugunuz, ese-dosta gonderdiginiz, ve yorum yazdiginiz icin cok tesekkur ederim.

Beraber nice yillara!

MM

Zavalli Naile



















Fotograftaki genc kizin adi Naile Maviler.

Izmir Karsiyaka'da uc yil once bir cocuk parkinda boynundan kendini asmis bir sekilde cesedi bulundu. Naile 19 yasindaydi. Intiharla ilgili pek bir bilgiye ulasilamadigi icin 75 milyonluk ulkemizde bu haber cogumuzun kulagina gelmedi.

Naile'nin anne-babasinin ayri oldugu, bir cocuk yuvasina yerlestirildigi, bu yuvadan da kactigi, egitimini yarim biraktigi gibi bir takim bilgiler ogrenildi ama hicbiri intihari tam olarak aydinlatmadi.

Bugunku Milliyet'teki habere gore Naile'nin teyzesi uc sene sonra intihara isik tutmus durumda.

Naile erkek arkadaslarla dolastigi icin annesi tarafindan bir kizlik testine tabi tutulmak istenmis.

Bu kizlik testinin uzerinde yaptigi baskinin bunalimiyla Naile sonunda dayanamayip kendi canina kiymis.

75 milyonluk ulkemizde daha cok Naileler var. Genc kizlarimizin kendilerini cocuk parkina asacak kadar baski altinda hissetmeleri ne kadar korkunc.

Fotograftaki masum ifadeye, hayat sevgisine bakin.

Genc erkeklerin keraneye gitmesi delikanlilik, aslanim heyt be...

Genc kizlarin erkeklerle dolasmasi orospuluk, haydi kizlik testine...

Aile ve okul egitimlerimizde bu konuya cok buyuk onem vermeliyiz.

Zavalli Naile.

Wednesday, 9 September 2009

3.76 milyar TL



















Tuncay Ozkan ve Mustafa Balbay gibi gazetecilerin Ergenekon adi verilen malum davada aylardir tutuklu olduklari ve 'yandas medya' konseptinin her daim kuvvetlendirilmekte oldugu AKP Turkiye'sinde yedi yildir basin ozgurlugunun nasil yerlerde surunmekte oldugunu dehset icinde izlemekteyiz.

Simdi de Dogan Grubuna verilen son vergi cezasi: 3.76 milyar TL.

Cumhuriyet tarihinin en buyuk vergi cezasi.

Dogan Grubunun organizasyonel yapilandirmalarini, holdingin ve istiraklarinin vergi durumlarini elbette ki bilmiyoruz. Ve tabii ki prensipte her turlu vergi kacakciligina karsiyiz.

Elimizde hicbir somut kanit ya da bilgi yok.

Ama burnumuz koku aliyor ve gozlerimiz goruyor cok sukur.

Meblag olarak da zamanlama olarak da taktiksel olarak da, neresinden bakarsaniz bakin, AKP hukumetinin 2011 secimleri oncesi muhalif medyayi bitirme operasyonunun son ve en iddiali adimi gibi kokuyor ve gorunuyor.

Bakalim medyamizda onumuzdeki oniki ayda yine cok buyuk calkalanmalar gorecek miyiz?