Tuesday, 18 August 2009
Bugunku Emre Kongar
O da, sanki bunun farkinda, bugun harika bir yaziyla AKP hukumetine olan guven eksikliginin sebeplerini ozetlemis.
Kendisine tekrar tesekkur ediyor, gormeyenler icin yazisinin yarisini asagiya kopyaliyorum:
'...“Kürt Açılımı” konusunda, “tarafların” kimler tarafından temsil edileceğini, müzakerelerin somut olarak hangi kurum veya örgütler aracılığıyla yapılacağını bir yana bıraksak bile en genel anlamıyla “taraflar” birbirlerine güveniyor mu?
Hadi ondan da vazgeçtik, “taraflar”, halk, politikacılar, siyasal partiler bu açılımı yapan AKP iktidarına güveniyor mu?
AKP iktidarı 2002 yılından beri yönetimde.
Kendine karşı güven mi geliştirdi güvensizlik mi?
Seçim öncesi kendisine oy veren belediyelerin sorunlarını daha kolay çözeceğini açıkça söyledi...
Seçimi kazanınca herkesi kucaklayacağını belirtti...
Ama ondan sonra, bütün önemli konularda, kimseye, özellikle de muhalefete danışmadan, kendi bildiğini okudu...
Hiçbir önemli kararda, uzlaşma aramadı...
Her önemli kararda dayatmacı davrandı...
***
AKP iktidarı sadece siyaseten uzlaşma aramamakla yetinmedi:
Medyadaki sermaye yapısının değiştirilmesi ve kendine yakın bir medya yaratılması için açıkça harekete geçti ve hâlâ bu çabalarını olanca şiddeti ile sürdürüyor...
Devletin temel yapısını belirleyen hukuk düzeni ile kavgaya girişti ve bu kavgasını da bütün kararlılığıyla devam ettiriyor...
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı sistematik bir biçimde yürütülen yıpratma kampanyasına sessiz kaldı ve ünlü “kâğıt parçası-belge” olayında olduğu gibi bu sessizliğini koruyor...
Davalar yoluyla vatandaşların üzerinde bir baskı kurdu...
Pek çok insanı içeri attı...
Bütün vatandaşları takibe ve dinlemeye aldı...
Özel yaşam denen bir şey bırakmadı ve herkesi medya aracılığıyla yargısız infaza tabi tuttu...
Tam bir “korku imparatorluğu” yarattı...
Merkezi hükümet ve belediyeler aracılığıyla halkın gündelik yaşam biçimlerini, yemesini, içmesini etkileyen kararlar aldı...
Şimdi de “güvene” dayalı bir proje ortaya attı:
Projenin içeriğini de açıklamıyor...
Sadece “Bana güvenin” diyor.
Şaka gibi!..'
Friday, 14 August 2009
Kurt acilimi, Yol haritasi, Obama, AKP, PKK

Bir taraftan AKP’nin baslatmis oldugu ve anlasilan kendileri dahil kimsenin detaylarini bilmedigi ‘Kurt acilimi.’
Ote yandan Imrali’da Ocalan’in avukatlariyla birlikte bu hafta anons edecegi ‘Yol haritasi.’
AKP’nin muhalefet yanlisi dusunur ve basini icermeyen bu acilim girisimi sonrasi muhalefetin AKP’ye sirt donmesi.
Mecliste olmasi belki de en gerekli politik partinin %10 barajina takili kalmasi.
Obama’nin Kuzey Irak planlarini tasarladigi baskanliginin ilk gunlerinde canlanmis, ulkemizi birlestirici mi ayirici mi, PKK’nin silahlarini susturucu mu canlandirici mi oldugunu henuz kestiremedigimiz diyaloglar.
Imrali’dan Kandil’e, Washington’dan Ankara’ya komplike iliskiler, cikarlar, talepler, pazarliklar.
Kandil'den ve belki daha dogrusu Imrali'dan Ankara'ya mesaj tasiyan, politikaciyla mi yoksa teroristle mi oturdugunu anlayamadigimiz gazeteciler.
Hepsinin ortasinda da ulkemizde adaletin ve kalkinmanin yerlerde surunmesine cok buyuk katkida bulunmus, secimlere iki yildan az bir vakit kalmis oldugunun bilincindeki telasli bir AKP hukumeti.
Sonunun ulkemizin birlik ve beraberligi icin iyi olmasi ve silahlarin susmasi ana temennimizdir ama endiselenmekte, hem de cok endiselenmekte de hakliyiz sanirim.
Tuesday, 11 August 2009
A ve K

Gecen sene Ekim ayinda ‘Muazzam ehemmiyet tasiyan konular arasinda bogulmamak’ baslikli bir yazi yazmistim:
http://dusunerek.blogspot.com/2008/10/muazzam-ehemmiyet-tasiyan-konular.html
Sanirim su son bir hafta kendim biraz boguldum, tekrar yazmaya nereden baslayacagimi bilemedim.
En iyisi AKP’nin A’si ve K’si ile ilgili birer konuya degineyim diyorum.
Once Kalkinma:
Turkiye’nin hepsi arasinda en buyuk ehemmiyet tasiyan sorunlarindan biri issizlik olduguna gore, once ekonomi ve sanayi uretimi ile baslayalim. Burada bakilacak en onemli istatistiklerden biri kapasite kullanimi. Bildigimiz gibi, 2008’in ilk yedi ayi %80’lerde dolasan imalat sanayinde kapasite kullanimi, Aralik 2008 ve Ocak 2009’la birlikte %63’lere kadar dusmus, ancak Mayis-Haziran 2009’da tekrar %72’lere kadar cikmisti. TUIK tarafindan Temmuz’da da %72.3 diye anons edilen bu sayinin bu seviyelerde kaldigini gormek az da olsa umitlendirici. Belki de gercekten senenin ilk ceyregindeki sayilarda resesyonun bir nevi dibini gorduk. Ayni TUIK raporunda bir numarali problemin ic pazardaki talep yetersizligi oldugu sonucu da aciklandi. Avrupa’da da hafiften toparlanmaya calisan talep ile Turkiye’de toparlanacagini tahmin ettigimiz talep yukseldikce hem is hem dis pazarlar icin imalat ciddi artislar gosterecek ve bu da issizlige pozitif bir katkida bulunacak diye umid etmeye devam ediyoruz. Ote yandan AKP'nin tarihin en buyuk resesyonlarinin birini yasadigimiz bu devirde kalkinma konusuna bu kadar az egildigine inanmak guc.
Sonra Adalet:
Malum davada ne yazik ki saplanmaya devam ediyoruz gibi. Mustafa Balbay hala iceride ve elektrik kesintileri yuzunden gunde sadece bir saat TV seyredebildiklerini, onun disinda butun gunu karanlikta gecirdiklerini ve her zamanki tatli diliyle ‘adaleti mumla aradiklarini’ beyan etti ve hepimizin kalbini sizlatti. Ustune Cumhuriyet gazetesinde 8 Agustos’ta dogumgununde kizi Yagmur’un yazdigi siiri okuduk ve gozlerimiz doldu:
"Canim babam Mustafa Balbay'a
Benim babam ulkesini sevdi
Ulkem tek basina ayakta durabilmeli derdi
Benim babam Ataturk'u sevdi
Ataturk'suz Turkiye aydinlik olamaz derdi
Benim babam meslegini sevdi
Gazeteci tarihe taniklik eder derdi
Buyuklerim sorarim sizlere
Peki neden babam cezaevinde?
Canim babacigim, dogumgunun kutlu olsun
Seni cok seviyorum...
Kizin Yagmur Balbay"
Turkiye’de adalet AKP doneminde yerlerde surunmekte ve ne yazik ki iyiye degil kotuye gitmekte. Adalet sistemi dogru islemeyen ve adaletine guvenilmeyen bir ulkede kalici bir kalkinma beklemek de cok yanlis olur.
AKP’nin A’si da K’si de secimlere iki seneden az vakit kaldigi bugunlerde cok ciddi sinifta kaliyor.
Monday, 3 August 2009
Tatil
Ama tatil boyunca gazete ve haberleri ilgiyle takip etmemek ve tamamen kafa dinlemek mumkun degil ki. Ustelik tatilde bos vaktim de oldugu icin dusunmeye vakit buldum ve epey moralim bozuk geri geldim.
Kurt acilimi hakkinda, ordunun yipratilmasi hakkinda, malum dava hakkinda, katsayilar hakkinda, Obama hakkinda, ekonomi hakkinda, Sabanci cinayeti hakkinda, AKP hakkinda, DP-ANAP hakkinda, ve daha nice onemli konu hakkinda dusunerek yazacak cok yazimiz var onumuzde.
Simdi bir nefes alip onumuzdeki gunlerde tekrar yazmaya baslayalim.
Hosbulduk.
Friday, 3 July 2009
Arthur’un arkadasinin bozdugu oruc

Bugun internet sitelerinde haberi gecen, TRT Cocuk kanalinda gecen aksam yayimlanan Arthur adli cizgi filmdeki oruc hikayesini okurken hem guldum hem dusundum.
Gormemis olanlar icin ozetleyeyim: Arthur adli esas oglan karakteri cocugun arkadasi ‘Oruc tutmak, yemek yemek kadar kolay’ diyerek heyecanla oruc tutmaya basliyor. Bir sure sonra cok acikiyor, vakit gecirmek icin once TV seyrediyor, orda yemek programlari gorunce kitap okumaya karar veriyor, orda yemeklerle ilgili konular okuyunca, bir arkadasina email atiyor, arkadasina gidiyor, arkadasinin evinde pizza goruyor, ve dayanamayip oruclu oruclu bir dilim yiyor.
O anda gokyuzunde kanatli bir melek beliriyor ve ‘Oruclu iken nasil yemek yedin? Artik kucuk prensesim degilsin. Sana yuz karasi diyecegim’ diyerek cocugu azarliyor. Cocugun arkadaslari kendisiyle dalga geciyorlar, teselli icin gittigi babaannesi de orucun amacinin gunahlardan arinmak oldugunu anlatiyor.
Neresinden baslamali??
Oncelikle bu cizgi filmi kim yapti, onu cok merak ediyorum. Cocuklar arasinda email atildigina, evde bir dilim pizza yendigine gore bati dunyasinda geciyor olmali.
Sonra bu cizgi filmi TRT’nin neden satin aldigini merak ediyorum. Daha dogrusu merak etmiyorum cunku laiklik karsiti soylem ve eylemlerin odagi olan AKP’nin kontrol ettigi bir kurum olan TRT’nin laiklik karsiti soylem ve eylemlerle dolu bir cizgi film satin almasina hic sasirmamaliyiz.
Son olarak, keske babaanneleri karistirmasalardi. Bizim neslin babaanneleri kimselere benzemez. Evet, baslari ortuludur ama alttan basit baglanmis bir bezle ortuludur ve beyaz saclarinin gorunmesinden kimse rahatsiz olmaz. Evet, duzenli namaz kilarlar ama buyukbabayla hep beraber raki sofrasinda oturmaktan da rahatsiz olmazlar. Evet, ziyarete gelen torunlarina sarilip dua ederler ama torunlarinin anlamini bile bilmedigi Arapca dualari ezberlemesine asla israr etmezler.
Tabii bu Arthur’la ilgili bir baska senaryo da var: belki cizgi filmin asil konusu bambaska bir hikaye anlatiyor, ve TRT’de bu cizgi filmi dublajlayan ekip hikayeyi bastan asagiya degistirmis ve oruc bozmanin kotuluklerini anlatmaya karar vermis olabilir. Hatta simdi yazarken bunun en olasi senaryo oldugunu tahmin ediyorum.
Turkan Saylan nasil genc Turk kizlarin okumasinin onemini kavramis idiyse, TRT yetkilileri de genc cocuklarin beyinlerinin yikanmasinin gelisimleri uzerinde olacak etkilerinin farkindalar. O yuzden bu haber gulunc oldugu kadar korkutucu da. Daha bir kac sene once Milli Egitim Bakanligi’nin Pinokyo kitabinin yeni basiminda ‘Allaha sukurler olsun ki gercek bir cocuk olmayi bana nasip etti’ tipli diyaloglarin varligi haberlerde epey yer etmisti. Simdi de Arthur’un arkadasinin bozdugu oruc.
S Cocuk ve benzeri kanallarda durum nasil, merak ediyorum.
Anneler-babalar, lutfen cocuklarinizin siz evde yokken hangi kanallari izledigine dikkat edin ve kendileriyle duzenli konusmayi ihmal etmeyin, diye son bir yorum ekleyerek bitiriyorum.
Thursday, 2 July 2009
Gungor Hoca yine dokturmus

Gungor Uras bugunku Milliyet'te yine dokturmus. Yorum eklemeden iki paragrafini kopyaliyorum.
"...Devlet, krizin ‘teğet geçmediğini’, delip geçtiğini açıkladı.Başbakan hâlâ sorunun önemini anlamaz görünüyor.TÜİK, Basbakanlik’a bağlı bir kamu kurumudur. Başbakanlık’a bağlı bu kamu kurumu, önceki gün Türk ekonomisinin krizden ne boyutta olumsuz etkilendiğini sergileyen rakamları yayımlandı. 2009’un ilk 3 ayında Türkiye ekonomisi yüzde 13.8 küçülmüş. Krizin çıktığı Amerika’nın küçülme oranı yüzde 2.5, Fransa’nın yüzde 3.2, Ispanya’nın yüzde 3.0. Yunanistan yüzde 0.3 de olsa büyümüş. Kriz en fazla Türkiye’yi ezmiş.Geliniz görünüz ki Başbakan, ‘Kriz teğet geçti’ iddiasını sürdürüyor.Başbakan kendisine bağlı TÜİK’in rakamlarına bakmıyor, inanmıyor diyelim... İyi de ülkede işsiz kalanları, kapanan işyerlerini, ağlaşanları da mı görmüyor?..Belki de ‘Ergenekon’la uğraşmaktan TÜİK tarafından derlenen bilgilere bakmaya zamanı olamıyor. Belki gezdiği, dolaştığı şehirlerde partililerle vakit geçirmekten, koruma çemberinin halk ile temasını önlemesinden, olan biteni izleme şansı olamıyor...
Bir ülke halkı işsiz ise, karnını doyurmakta zorlanıyor ise, o ülke ileriye değil de geriye gidiyor ise bundan önemli konu olabilir mi? İşsiz ve aç olan ülkede, kamu düzeni, asayiş, can ve mal emniyeti, demokrasi, insan hakları, hukuk gibi değerlerden söz edilebilir mi?Üretimi, yatırımı gerileyen, insanları iş bulamayan, aş bulamayan bir ülkede kamuyu yönetenlerin, kamu kurumlarının önceliği ne olur? İş olur. Aş olur.Geliniz görünüz ki ‘Burası Türkiye A’bicim!’ Önceki gün ekonomideki ‘Tarihi çöküntü’ rakamlarını devlet açıkladı. Açıkladı ama bu açıklamanın yapıldığı günü takip eden günün gündeminde ‘işsizlik - fakirlik’ yoktu.Kamu sorumluları ‘Cambaza bak - cambaza bak’ diyerek gündemin başına, (1) Milli Güvenlik Kurulu’nun 7.5 saatlik toplantısı ile (2) Albay Dursun Çiçek’in tutuklanmasını oturtmuştu.Kriz başladığından beri ‘Cambaza bak, cambaza bak!’ diyerek her gün yeni bir ‘Ergenekon’ hikâyesi ile kamuoyunu ‘uyutmada başarılı olan’ hükümetin yüzde 13.8’lik küçülmeyi umursamadığı, umursamayacağı anlaşılıyor.Hükümetin önceliklerinin ekonomi olmadığı açıklıkla görülüyor. İyi de ‘iktidar olmak’ için hükümetlerin ‘icraat’ yapmaları gerekir. İcraat ise parasız olmaz. İşsizliğin, fakirliğin tırmandığı bir ülkede iktidar olmak kime ne mutluluk, şan ve şeref verebilir ki?..."
Ellerine saglik Gungor Hoca.
Madimak

Milliyet’teki cok etkileyici Serdar Dogan mulakatini eminim baska okurlar gibi ben de tuylerim diken diken okudum:
http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1111864&b=Madimakta%202%20gun
Cumhuriyet tarihimizin bu en karanlik olaylarindan birinin uzerinden gecen 16 yilda cumhuriyetimizde aydinlarin susturulma cabalari ve buna cesitli yuksek mercilerden verilen destekler konusunda cok az yol katedebildigimizi uzulerek goruyoruz.
Ben 16 yildir Madimak’i, Sivas’i hep yukaridaki fotografla hatirliyorum.
Cocuklarimizin ise ileride Pir Sultan Abdal’i Anma Senliklerinin sehri olarak hatirlayabileceklerini umuyorum.
Tuesday, 30 June 2009
-%13.8
Resesyonun agir gececegini herkes goruyordu, yaziyordu. Issizlik ve uretim sayilari ortadaydi. Biz de daha birinci ceyregin ortalarinda bu konuyu yorumlamistik: http://dusunerek.blogspot.com/2009/03/resesyon-beklenenden-cok-agir-olacak.html.
Iste bugun aciklanan o birinci ceyrek sayilarina gore gerileme hizimiz -%13.8. Milliyet'teki bir yorumu kaynak olarak alirsak Ikinci Dunya Savasi devrinde 1945'te gorulen -%15.3'luk gerilemeden beri gordugumuz en kotu gerileme sayisi.
Ikinci ceyrekte yine tum dunya ile birlikte Turkiye'de de pozitiflesen uretim, harcama, ve hissiyat goruluyor. Bu yuzden muazzam dusuk cikan bu sayi ile cok da moral bozmamak ve isimize bakmak zorundayiz. Netekim ikinci ceyrekte gerilemenin olasi bir cift haneden tek haneye inmesi bile krizin en kotu doneminin arkamizda kaldigi hissiyatini uyandiracaktir.
Sunday, 14 June 2009
Facebook ve genclere ragmen yine Ahmedinejad

Cok buyuk olcekte ve cok basarili Obama ornegi sonrasi ulkemizde ufak da olsa Kilicdaroglu ile de gordugumuz gencleri ve internet sitelerini kullanip basarili olmaya calisan politikacilar orneklerine Iran'da Mir Hossein Mousavi de eklendi.
Bolgeden rapor eden butun gazeteciler son bir-iki hafta boyunca Iran'in modern yuzunu temsil eden Mousavi yanlilari ile muhafazakar yuzunu temsil eden Ahmedinejad yanlilarinin Tahran sokaklarina gosterileriyle nasil dokulduklerini anlattilar.
Bir tarafta yesil, modern-ce giyinmis ve pop muzik esliginde danseden Mousavi yanlisi Iranli genc kizlar...
Ote tarafta klasik Ahmedinejad tutkunu dini gosteriler esliginde cilgina donmus Iranlilar.
Resmi secim sonuclarina gore Ahmedinejad ciddi bir fark atmis durumda. Ama sonuclarin her tarafi saibe kokuyor ve binlerce insanin sokaklarda coplarla susturulduklari protestolara bakilirsa, bu secimler internet/facebook ortamlarinda organize olmayi basarmis gencler icin ciddi bir ofke konusu olmaya devam edecek.
Bu secim sonuclarinin tartismalari her ne olursa olsun, Iran'da muhafazakarlara karsi uzun suredir gorulmemis bir ayaklanma ve hareketlenme yasandi.
Secimlere yuzde 85'lik rekor katilim da cabasi.
Onumuzdeki yillarda bu hareketlenmelerin etkisi daha da kritik olacaktir.
Saturday, 13 June 2009
100 gun

Arastirmaci gazeteci, degerli yazar, buyuk Ataturkcu, iki cocuk babasi Mustafa Balbay tam 100 gundur tutuklu.
Tam 100 gundur Silivri'de Ergenekon adi verilen bir dava sacmaligi bahanesiyle yazilarini yazamiyor, arastirmalarini yapamiyor, televizyon programina katilamiyor, cocuklariyla gorusemiyor.
AKP'nin A'sinin 21. yuzyil Turkiye'sinde yerlerde surundugunun resmidir.
Balbay cikacak, yine yazacak, ama bu 100 gunun, baska 100 gunlerin hesabini kimler verecek?