Friday, 19 December 2008

I.Melih'in son kullanma tarihi gecti mi?












Ugur Dundar’in sundugu ‘Yuzlesme’ adli programla ilgili genel kani, Kemal Kilicdaroglu’nun I.Melih Gokcek’i yuzlesme sirasinda adeta kilictan gecirdigi yonunde.

Dogalgazdan sayaclara Kilicdaroglu’nun gundeme getirdigi yolsuzluk iddialarina karsi cevap veremedigi icin agiz dalasina girismeye calisan, Ugur Dundar’a cikismaya yeltenen, ve surekli terleyen I.Melih’i butun Turkiye seyretti.

AKP kampinda dahil memnuniyetsizliklerin belirtildigi konusuluyor.

Karayalcin’in ivme kazandigi bu kritik haftalarda CHP, Ankara, ve Turkiye icin cok pozitif bir gelisme.

1994’te ettigi unlu “ben boyle sanatin icine tukururum” lafindan beri antipatisini gittikce arttirmis bu kisiye Ankara’nin 15 senedir nasil tahammul ettigini kestirebilmek guc. Ama artik curuk bir elma gibi son kullanma tarihini gecirmis oldugunu gozler onune seriyor. Umid ediyorum ki Ankara 2009 yerel secimlerinde dogru karari verecek, curuk elmalari cope atip taze elmalardan isiracaktir.

Yoksa hepimiz en icten bir sekilde "Ankara'nin tasina bak, gozlerimin yasina bak" sarkisini soyleyip hungur hungur aglamaliyiz.

Tuesday, 16 December 2008

Thursday, 11 December 2008

Katil

















Bayramin dorduncu gununde Kerkuk’un kuzeyinde coluklu-cocuklu bir ana-baba gunu yasanmakta olan kalabalik Abdalla adli kebapciya giren ve uzerinde tasidigi bombayi patlatarak 55 kisiyi oldurup 109 kisiyi yaralayan saldirganla ilgili haberi biraz once okudum.

2003’te George W. Bush liderligindeki Amerikan isgalinden beri Irak’ta olen insan sayisini tahmin edebilmek cok guc. Soyle bir internete bakinca en dusuk tahminin bile 151,000 insan oldugu goruluyor, ki o da bir sene once yapilmis bir tahmin. The Lancet adli tibbi yayinin Temmuz 2006’daki tahmini 655,000 idi. Just Foreign Policy adli organizasyonun yeni tahminine gore 1.2 milyondan fazla Irakli hayatini kaybetti.

Ve bugunku habere bakinca, bayram da olsa, Iraklilar hayatlarini kaybetmeye devam ediyor.

Neresinden ve nasil bakarsaniz bakin, olenler ve yaralananlarla birlikte yuzbinlerce, milyonlarca insandan bahsediyoruz.

Tarih W’yu unlu sapsalliklariyla da hatirlayacaktir elbet, ama tarih kendisini herseyden once bir hic ugruna bu insanlik katliamini gerceklestirdigi icin bir katil olarak hatirlamali ve yargilamalidir.

Friday, 28 November 2008

Muhalefet

Madem ki muhalefet yapacagiz diye yola ciktik, bugunlerde muhalefet yapmak icin elimize gecirebilecegimiz bazi harika malzemeleri kullanmaliyiz.

Ornegin dunyanin bugunlerde popularitesi en dusuk insanlarindan biri olan George W. Bush'un ve ailesinin bazi arkadaslariyla olan mutlu fotograflarini yayimlayabiliriz.

Iste bazi ornekler:

















Oysa George W. Bush veya ailesinin yanina yaklasan insanlarin tepkisi asagidaki delikanli bebegin yaptigi gibi olmali:

















Iste bu da Cuma aksami muhalefetimiz olsun.

Yerel Secimlere Dusmeye Baslayan Golge

AKP hukumetinin aldigi her karar, verdigi her demec, ve kisaca yaptigi her seyin yerel secimlerde kendi kalelerinde iyice guclenmek ve Izmir, Cankaya, Eskisehir gibi yeni kazanclar elde edebilmek icin oldugunu Turkiye’de yasayan ve gozleri acik herkes goruyor.

Finansal krizi ‘hamdolsun’ atlatacagimiz inanci, ekonomik krizin ‘teget gececegi’ inanci, ve IMF ile hala bir stand-by anlasma yapilmamasinin ardindaki gercek de bu zaten.

Bugunku haberlerde AKP’nin yerel secimlerden de zaferle cikabilmek icin nasil bir orgutlenmeye girmis oldugunun carpici bir noktasi vurgulaniyor.

2007 secimlerinde 42,626,733 kisi secmen kutugune kayitliyken, 2009 yerel secimleri oncesi bu sayinin 48,265,644 olarak aciklanmasi endise vericidir.

Alti milyonluk bir secmen artisi soz konusu olmayacagina gore arka planda bir takim oyunlarin dondugu suphesi uyandirmaktadir.

Sistemin dogrulugu ve saglikli isleyisini saglayacak kimi devlet memurlarinin da alti senedir kanirta kanirta suregelen AKP kadrolasma projesinden nasiplerini aldiklarini ve yanlislar yapilmasina goz yumabileceklerini dusunuyorum.

Yuksek Secim Kurulu Baskanligi basinda okudugumuz bu sayilarla ilgili bir aciklama yapmakla yukumludur. Yoksa daha secimlere girmeden secimlerin temizligi ve saglikli isleyisine golge dusmus olacaktir.

Friday, 14 November 2008

Hatirlatma

















Turkiye Cumhuriyeti Anayasasinin ilk dort maddesi:

Madde 1: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 3: Türkiye Devleti, bölünmez bir bütündür. Resmi dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı İstiklal Marşı, başkenti Ankara’dır.

Madde 4: İlk 3 madde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

Tuesday, 4 November 2008

Barack Hussein Obama















Demokratlarin Baskan adayi olarak secildiginden beri zenci bir Baskani olan ABD’yi ve dunyayi gozumun onune getirmeye calistim.

Son sekiz senede W hukumetinin yanlis vizyonu ve beceriksizlikleri sayesinde ABD’nin yavas yavas dunya gozunde sevilmeyen bir ulkeye donususunu seyrettik. Asiri Amerikan borclanmalarinin ve asiri finansal muhendisliklerin fisekledigi finansal krizle birlikte durum son aylarda ABD orijinli butun kapitalist sistemin bile tekrar sorgulanmasina kadar geldi.

Iki aday da bu yuzden ilk once sadece W olmadiklari icin pozitif bir momentumla kampanyalarini surdurduler. Sene basinda iki adayi ayiran en buyuk unsur belki de Irak konusundaki gorusleri iken bugun kendileri Irak konusunda benzer bir yaklasima girmis olmakla beraber, su anda yasadigimiz finansal kriz ve onu takip edecek olan ekonomik krizden ulkelerini nasil kurtaracaklari oyverenlerin kafasindaki bir numarali soru.

Bugun ABD icin de dunya icin de tarihi bir gun. Gobek adi Hussein olan, zenci ve demokrat bir Baskan dunyanin en onemli ekonomisi ve ulkesinin basina gecmek uzere. Simdiden bu sonucun dusuncesi bile beni de, bircok dunyali gibi, cok heyecanlandiriyor. Tecrubesi az olmasina ragmen ekibiyle cok iyi hazirlandigi ve once Hillary’i sonra da McCain’i yenerek kazanacagi bu secim kampanyasi sonunda yorgunlugunu attiktan sonra canla basla calisacagina inaniyorum. Ayrica, bazi konusmalarinda soylediginin aksine, ulkesini icine kapanik ve defansif bir hale getirecek politikalardan uzak duracagini umid ediyorum.

Hangi Bati Avrupa ulkesinde zenci bir aday mesela Basbakanliga bu kadar yaklasti su ana kadar, onu da sorgulamali. Bazi onyargilarin kirilacagi, aydinlik bir dunya icin cok onemli bir adim.

Ote yandan sadece yuzeysel sembollere de cok guvenmemeli. Turkiye Cumhuriyetinde 1993-1996 yillari arasinda bir kadin Basbakan oldugunu ve kadinlarin bugunku toplumdaki konumuna ne kadar az pozitif etkisi bulundugunu da hatirlatmali.

Yolun acik olsun Barack Hussein Obama.

Sunday, 2 November 2008

Acildik

Neyse, Digiturk'un yeterince delil gostermemesi sebebiyle blogger ve blogspot icin alinan mahkeme kapatma karari kaldirildi. Bu karar, Digiturk'un davasinin son buldugu ve bir daha mahkeme onune delillerle gelmeyecegi anlamina gelmiyor elbette ki. Ama hem sert tepkileriyle epey gurultu yapan hem de alternatif teknolojiler sayesinde yazmaya devam eden Turkiye blogculari su son bir hafta herhangi bir hukumet ya da mahkeme karariyla kolay kolay susturulamayacaklarini tum dunyaya gostermis oldular.

Yeni bir hafta basliyor. Finansal krize devam. Amerikan secimlerine devam. Yazmaya devam.

Saturday, 25 October 2008

AKP Turkiye'sinin icler acisi hali














Biraz once aldigim habere gore Diyarbakir 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafindan blogger ve blogspot siteleri Turkiye Cumhuriyeti'nde dun, 24 Ekim 2008 tarihinde, kapattirilmis.

blogger ve blogspot biliyorsunuz dunyanin en cok ziyaret edilen sitesi google’in servisleri.

Ayrica dusunerek de biliyorsunuz bir blogspot/blogger sitesi.

Blog yazmak kendi halinde dusunce ozgurlugunun siberuzayda en guzel ornegi.

Blogger’in kendi sitesinden blog’un tarifi soyle:

“Blog kisisel bir gunluktur. Bir konusma platformudur. Ortak calisma alanidir. Politik emprovizasyondur. Son-dakika haber kanalidir. Baglantilarin derlemesidir. Kisisel duygu ve dusuncelerinizdir. Dunyaya mesajlarinizdir.

Blog’unuz siz ne isterseniz odur. Milyonlarca blog var, istediginiz sekillerde ve ebatlarda, ve hicbiri uzerinde herhangi bir kural yok.

En basitinden, blog duzenli yazilan yazilan bir internet sitesi. Okurlar yeni yazdiginiz yazilari en yukarida goruyorlar. Sonra ilgilenirlerse altina yorum yaziyorlar. Veya yazmiyorlar.

Blogger’i baslatigimiz 1999’dan beri, blog’lar interneti yeniden sekillendirdi, politikaya somut katkilarda bulundu, gazeteciligi derinden etkiledi, ve dunyanin her yerinden milyonlarca insanin birbiriyle konusmasini ve seslerini yukseltmesini sagladi.

Ve bize oyle geliyor ki daha isin baslarindayiz.”

Ne yazik ki 21. yuzyil Turkiye’sinde blog’lar uzerinde artik kurallar var, hatta kurallarin en acisi, erisim yasagi kurali var.

blogger dunyanin bir numarali blog servisi oldugu icin dusunerek'imizi burada baslattik. Daha ikinci ayimizi dolduramadan Turkiye’deki okurlara erisimimiz mahkeme karariyla durduruldu!

Belki milyonlarca blog okuru ve yazari Turkiye Cumhuriyeti’nin mahkeme karariyla susturuldu.

Gercekten susturmak istiyorsaniz en iyisi google’i kapattirin, kimse dunyaya erisemesin, hatta en basitinden internete erisim durdurulsun, sadece atv ya da TRT seyredilsin, sadece Sabah ya da Yeni Safak okuyalim.

blogger/blogspot’u kapattiran bu mahkeme kararina tepki cok siddetli ve cok yaygin olmali. Turk ve konudan haberdar yabanci blog yazarlarinin bugun butun enerjilerini buna harcamalari gerekiyor.

Bu arada, RSS Reader teknolojisini kullanarak, istenilen verimde olmasa da, blog'lara hala erisim oldugunu duyuyorum.

Konusmak ve dinlemek isteyen insanlari yasaklarla susturabileceginizi mi saniyorsunuz?

Bastirilan seslerin daha da kuvvetli ve daha da agir bir sekilde er ya da gec ensenizde patlayacagini bilmiyor musunuz?

Iste 2008 yilinda Basbakan Erdogan’in Cumhurbaskani Gul’un ve AKP Turkiye’sinin icler acisi hali.

Muazzam ehemmiyet tasiyan konular arasinda bogulmamak















Son birkac gundur bilgisayarimin basina blog’umuz dusunerek icin yazi yazma niyetiyle oturuyorum ama bir turlu ne konuda yazacagima karar veremiyorum.

Eskiden Finlandiya’yla ilgili “ulkede o kadar az sey oluyor ki, birinin ayagi kirilsa gazeteler bu haberi kapak yapar” denirdi.

Ekim 2008 Turkiye’sinde durum bunun tam tersi: bu hafta yazi yazmak icin konular arasindan konu secmekte ve bogulmamakta zorlandim. Muazzam ehemmiyet tasiyan bir buyuk konudan oburune atladim, dusuncelerim dallandi budaklandi, bir haberi okurken baskasina cekildim, bir videoyu kliklerken oburu gozume carpti, sonra bir bakmisim saat geceyarisini gecmis ve gozlerimi acik tutmakta zorlaniyorum.

Hakikaten inanilmaz ve tarihi bir hafta daha gecirdik.

Once kapitalist sistemde emsali gorulmemis uluslarasi finansal krizin gelismekte olan piyasalara ve tabii ki Turk borsalari ve lirasina da atlamis olmasiyla ilgili yazmak istedim. Daha once de yazdik, panik yaratmaktansa guven asilamak iyidir ama “bize bisi olmaz” kafa yapisi cok tehlikelidir ve gerekli bazi adimlarin atilmasini geciktirebilir. Elbette dolar sonsuza kadar cikmayacak ve elbette Turkiye’nin uzun vadeli buyume potansiyeli veya demografik yapisi degismeyecek, o yuzden kriz dalgalarinin sakinlesmesiyle birlikte, ilgi reel ekonomideki etkilerin anlasilmasina ve yaralarin sarilmasina dogru kayacak. Herseye ragmen Turkiye gelismekte olan piyasalar arasinda su ana kadar bu krizin hazmi sirasinda iyi not aldi, ve bu ilerisi icin umit verici bir durum.

Sonra AKP’nin laiklik karsiti tam otuz tane icraatin odagi oldugunu Resmi Gazete’de yayimlayarak tekrar tescilleyen Anayasa Mahkemesiyle ilgili yazmak istedim. Dinin siyasete alet edilmesinin tehlikelerini ozetleyen aciklamalar sonunda AKP’nin “demokratik rejim icin yarattigi tehlikenin onemli boyutlara ulastigini” tekrar vurguladi. Ve en onemlisi, parti kapatilmasi yerine verilen hazine yardimini kesme cezasinin bu problemi elbette cozmeyecegi hatirlatildi. Probleminin cozumunun ne oldugu zaten her daim ana konumuz, tabii ki gunlerce, haftalarca, aylarca, belki yillarca uzerinde calisilmasi gerekiyor, ama blog’umuzun adiyla baslayarak, yani dusunerek, kor inanc yerine akilciligi one cikarabiliriz, kor takipcilik yerine sorgulamayi deneyebiliriz, ve belki etrafimizla, ailemizle, yakinlarimizla, ve en onemlisi cocuklarimizla baslayabiliriz. Unutmayalim ki kucuk beyinlerin kucuk yaslarda yikanmasi problemin cozumunun bir nesil daha ileri atilmasina sebep olacaktir.

Daha baska yazacak o kadar cok konu vardi ki…

Artik tamamen bir komediye donusmus Ergenekon adli davada ilk tutuklamadan 17 ay, dokuz gozalti dalgasi, ve binlerce sayfalik bir iddianameden sonra Silivri’de baslayan ve baslar baslamaz salonun buyuklugu yetmedigi icin ertelenen ilk durusma…

Iki haftadan az bir zaman kalmis ABD baskanlik secimleri ve Obama-Biden’in McCain-Palin’e karsi hafif onde olmasinin dunyaya ve ulkemize verdigi hissiyatlar, Palin’in taklidini harika yapan Tina Fey’le canli yayina cikmasi…

Basbakan Erdogan’in Guneydogu ziyareti sirasinda dukkan sahipleri tarafindan kapanan kepenkler, yapilan protestolar…

Melih Gokcek’in Genclik Parkini “aile parki” haline getirme ve 65 yildir devam eden alkollu icki servisini durdurma planlari…

Metris Cezaevinde iskenceden oldugu itiraf edilmis olan Engin Ceber…

Aktutun’de bu sefer gerceklesmeden once durdurulabilen yeni terror saldirisi…

Basbakan’in CHP’ye “copluk” diyerek klasik uslubundan bir ornek daha sunmasi…

Oyle bir devirdeyiz ki, her biri uzerinde dusunerek, yazarak, tartisarak saatler gecebilecek muazzam ehemmiyet tasiyan konular bir haftaya, bazen bir gune sigiyor. Boyle zamanlarda yukarida bizi birbirimizden ayirmaktansa birlestirebilecek veya halki tehditler savurup korkutmaktansa rahatlatabilecek, akilci ve guclu bir lidere o kadar ihtiyacimiz var ki. Ne yazik ki Basbakan Erdogan Turkiye’nin bu kisacik yazida bile ozetledigimiz problemlerine cevap verebilmek bir yana, cogunun altinda kendisinin ve partisinin politikalarinin imzasi koymakla, yukarida gosterdigimiz Musa Kart’in ne kadar usta bir karikatur anlatimi oldugunu da tekrar tekrar vurguluyor.