Monday, 18 May 2009

Rahat uyu Turkan Hoca






















Turkan Saylan'la ilgili daha yazilarimizin murekkebi kurumadan olum haberini almak cok aci.

15 Mayista soyle yazmisiz: http://dusunerek.blogspot.com/2009/05/cagdaslasma-yolunda.html

14 Nisanda boyle yazmisiz: http://dusunerek.blogspot.com/2009/04/yine-dalga-yine-zor-yetisen-beyinler.html

Az bile yazmisiz.

Ve umarim kendisini daha uzun yillar yazacagiz, anacagiz.

Bu sabah da nasil bir fotograf koymali diye pek dusunmedim bile. Direk aklima, genc kizlarin okumasi ve inanc yerine akilciligin pesinden gitmesi icin bu kadar ugrasmis Saylan'in genc kizken ve okurkenki resmini koymak geldi.

Haberlerde okudugumuz kadariyla dun aksam son istegi "Kız ogrenci sayısının 36 binden 100 bine çıkarılması, Turkiye'deki her köye bir okul yapılması ve her kasabada kız öğrenci yurdu yapılması" olmus.

Rahat uyu Turkan Hoca.

Friday, 15 May 2009

Cagdaslasma Yolunda






















Turkan Saylan’in kitabi Cagdaslasma Yolunda’yi gecen hafta bitirdim. 20 Ocak 2009 tarihli onsozunun ilk paragrafiyla baslayalim:

“Cumhuriyetin olanaklarindan yararlanarak iyi bir egitim almis, saygin ve ayaklari yere basan, bir meslek sahibi olmus bir birey, bir yurttas olmak herkes icin gecerli olmayabilir. Ben bu sansi yakaladigim icin cok mutluyum.”

Ve iste ucuncu cumlesi:

“Bu mutluluk ayni zamanda kisiye cok onemli sorumluluklar yukluyor, odevler biciyor.”

Bu ucuncu cumlesi kitabinin, hatta uzun ve verimli hayatinin bir ozeti sanirim. Cumhuriyetin olanaklarinin yararlanmis olmanin verdigi mutluluk ve bu mutlulugun kendisine yukledigi sorumluluk ve bu sorumluluga adanmis koskoca bir hayat.

Kac gencimiz su anda egitim alabildikleri icin kendilerine bir sorumluluk yuklemektedir diye merak ediyorum. Kimi zaman kimilerimiz icin boyle bir sorumluluk hissetmenin tek yolu bazi zorluklardan gecmis olmak sanirim.

Kitaba donelim. Bu kitap son yillarda cesitli gazete ve dergilere yazdigi yazilarin organize bir derlemesi. Bolum basliklari:

1. Egitimdeki yozlastirma, sorunlar ve cozum onerileri
2. Kadinlarimizi ve kizlarimizi baskidan nasil kurtarabiliriz?
3. Gercek boyutlariyla sokak cocuklari, sorunlari ve cozum onerileri
4. Demokrasi, laiklik, insan haklari, hukukun ustunlugu: Devlet, STO’ler ve yurttaslara dusen gorevler
5. Bazi genel sorunlar uzerine

Kitabi okurken Turkan Hoca’nin ulkesini ne kadar iyi tanidigini, su anda cok zor gorunen problemlerin ozunu ne kadar iyi anlamis oldugunu, ve sadece sikayet etmektense bir birey olarak cozum onerilerine ne kadar kafa patlatmis oldugunu anladim ve kendisine bir kez daha saygi duydum.

En basitinden, genc kizlarimizin okumasi ulkemiz icin ne kadar onemli. CYDD ile BBOG bu konuda ne kadar muazzam bir efor sarfetmis durumdalar ve sarfetmeye devam etmekteler. Bir hayat bir ugura adanacaksa, iste oyle bir ugur bu.

Turkan Hoca onsozunun sonlarinda guzel bir dilekte bulunmus:

“Butun dilegim, bir gun bir yetkilinin, ‘gelin bakalim su konunun cozumunu bir de sizden dinleyelim’ demesidir.”

Tam kitabi okudugum siralarda Turkan Hoca’nin bu ulke icin yaptiklarinin milyonda birini yapmamis insanlar tarafindan evi arandi, belgelerine el konuldu, beraber calistigi ve ayni fikirleri paylasan insanlar tutuklandi.

Bu gece de saglik durumunun agir oldugunu internette uzuntuyle okuyoruz.

Kendisine bu satirlar araciligiyla uzun sifalar diliyorum. Bir yetkilinin kendisiyle gidip konusmasi benim de dilegimdir.

Turkan Saylan’in fikirlerini, kitaplarini, eforlarini, ve belki de en onemlisi, sivil toplum orgutlerine verdigi ilhami yasatmak, cumhuriyetimizin olanaklarindan yararlanmis hepimiz icin cagdaslasma yolunda bir sorumluluk ve bir odev olmalidir.

Tuesday, 12 May 2009

Ellerine saglik Bekir Coskun














Bugun Ankara’da RTUK Baskani Zahid Akman’in gorevinden cekilip cekilmeyecegine dair dava gorusulecek.

Hurriyet’teki 9 Mayis tarihli yazisinda Ergenekon adi verilen davanin sanigi olmakla Deniz Feneri sanigi olmak arasindaki farki her zamanki uslubuyla harika anlatmis.

Izniyle butun yaziyi kopyaliyorum:

“ERGENEKON sanığı olmaktansa, Deniz Feneri sanığı olmak daha iyidir. İşte; Deniz Feneri sanığı Zahid Akman gitti güzelce ifadesini verdi, çıktı, kimsenin ruhu bile duymadı...
Oysa Ergenekon sanığı olsaydı?..
Sabah ortalık ağarırken polisler evi kuşatacaktı.
Zahid Akman, tek gözü ile kapı aralığından bakıp içeri kaçacaktı.
Polislerin peşinden medya ordusu evin etrafını saracaktı, o sırada polisler içerde müzik CD'lerini, bilgisayarı, şemsiyeyi, içi boş boruları, Zahid Akman'ın çocukluğundan kalma düdüğünü alacaklardı...
Ev öğlen saatlerine kadar aranacak, öğlen vakti Zahid Akman, iki polisin ortasında koşturularak bir polis aracına bindirilecek... Bir polis, onu arabaya sıkıştırmak ister gibi kafasını bastıracaktı...
* * *
Hiçbiri olmadı...
Savcılıktan Zahid Akman'ı aradılar, muhtemelen şöyle dediler:
“Zahid Bey, zahmet edip buraya kadar gelmeniz mümkün mü?..”
Zahid Akman sordu belki:
“Ben mi?..”
“Siz Zahid Akman mısınız?..”
“Benim...”
“Gördünüz mü işte... Mademki sizsiniz, kusurumuza bakmazsanız bi zahmet gelin, sonra şeyinize gidersiniz
“Hemen mi?..”
“......!”
* * *
Ergenekon sanıklarının çoğu, haklarındaki iddiaları dahi aylardır bilmiyorlar, hepsi cezaevinde...
Oysa Deniz Feneri sanıkları hakkında Alman Yüksek Mahkemesi'nin kesinleşmiş mahkûmiyet kararı var, arkadaşlar dışarda...
Üstelik Zahid Akman, RTÜK'ün başında, Türkiye'nin tüm televizyonlarını denetliyor.
Ne kadar farklı...
Görüyorsunuz...
Savcılıktan Zahid Akman'ı aramışlardır:
“Zahid Bey, siz misiniz?.. Valla bir şey söyleyeceğim ama nasıl söylesem... Hani insan çekiniyor... Kusura bakmayın, aklınıza bir şey gelmesin ama... Biliyorsunuz sizinle alakalı değil, öyle hemen şey yapmayın... Doğrusu söylerken içim şey oluyor sanki... Yani şimdi desem mi demesen mi...”
Zavallı biz...
”

Ellerine saglik sevgili Bekir Coskun.

Sevgili Mustafa Balbay'in Gundem kosesi kendisi 68 gundur tutuklu oldugu icin bos.

Zahid Akman’in hala RTUK basinda oturmasi ve Deniz Feneri davasi AKP hukumeti icin bir hukuk skandalidir. Ergenekon adi verilen davayla ayni zamanlara denk gelmis olmasi da tesaduf degil, AKP hukumetinin Turkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devletinden ne kadar uzaklastirmakta oldugunun kanitidir. AKP hukumette oldugu surece, istedigi kadar Adalet Bakani degistirilsin, boyle dava ve hukuk skandallarinin devam edeceginden suphemiz yoktur.

O yuzden bugun Ankara’dan gelecek haberleri dikkatle izleyecegiz.

Tuesday, 5 May 2009

AKP kartlarini oynadi
















Yerel secimlerde yedigi tokadi hazmetmesi bir ay kadar suren AKP sonunda beklenen kabine degisikligini acikladi. Dokuz yeni bakanimiz var; sekiz bakanimiz da artik ‘eski bakan’ oldular.

Resesyonun derinliklerinde ilerledigimiz bugunlerde ekonomi gundemdeki en onemli maddelerden biri olduguna gore, dogal olarak basinimiz sanki en cok Ali Babacan’in ekonominin koordinasyonundan sorumlu Basbakan Yardimciligina getirilmesi ve Mehmet Simsek’in Maliye Bakanligini Kemal Unakitan’dan devralmasini yazdi.

Ayrica Ahmet Davutoglu’nun disaridan Disisleri Bakanligina atanmasi ve Nimet Cubukcu’nun Milli Egitim Bakanligina kaydirilmalari da elbette ki basinda cok yer etti.

Ben Deniz Feneri ve Ergenekon adi verilen dava skandallarinin yasandigi bu son donemde Adalet Bakanligi koltugunun Mehmet Ali Sahin’den alinmasini da cok onemli buluyorum. Sadullah Ergin ile gelen gideni aratacak mi, gorecegiz.

Ancak butun bu degisiklikler icinde en onemlisi belki de laiklik karsiti eylem ve soylemlerin odagi oldugu tescillenmis AKP’nin laiklik karsiti soylemleriyle unlu Bulent Arinc ile Omer Dincer’i Bakan olarak atamasi. Bu atamalar AKP’nin daha muhafazakar kesime kaybettigi oylarin pesini birakmayacagini ancak laik kesime kaybettigi oylarla uzlasma konusunda da herhangi bir efor sarfetme niyeti olmadigini gosteriyor.

AKP secim sonrasi kartlarini oynadi. Bakalim CHP, MHP, DTP, ve SP bu oyuna cevaben nasil kartlar oynayacaklar.

Friday, 1 May 2009

Blogda kullanilan fotograflar

Kisa bir aciklama yapma ihtiyaci hissettim.

Tabii ki dusunerek'te gordugunuz fotograflarin cogunu ben cekmiyorum. Bazilarini kesip biciyorum, degistiriyorum, biraz efor sarfediyorum, ama cogunlukla internette cesitli kaynaklardan alinmis fotograflar bunlar.

Bu odunc almamin, blog yazarliginin ve internet okurunun kulturune uygun oldugunu dusunuyor, bu yazi vasitasiyla tum fotograflari ceken arkadas ve muhabirlere bir kez daha tesekkur ediyorum.

Varmis, hem de kesinlikle varmis














Londra'daki unlu 'ateist otobus' konusunda daha onceden yazmistik: http://dusunerek.blogspot.com/2009/02/ateist-otobus-tolerans-ve-gencler.html

Gecen ay bu otobuse cevaben bir Hiristiyan kurulus yukaridaki fotograftaki otobus reklamlarini sponsor etmeye basladi.

"Kesinliklikle tanri var. Haydi simdi Hiristiyan partisine katil ve hayatin tadini cikar."

Ilkini yazdiysak bunu da yazmaliyiz elbette.

Bir kere tanrinin varligi iddiasiyla Hiristiyan inancini bir tutarak dunya nufusunun cok buyuk bir cogunlugunu kaybetti, ama oraya hic girmeyelim. Sponsor o ise tabii ki istedigini yazabilir.

Bu vesileyle tekrar toleransin onemini vurgulayalim: modern sehrin sokaklarinda camlarina tas atilmadan iki otobus de kazasiz belasiz ilerleyebilmeli.

Ama mesela Istanbul trafiginde biri birinin yolunu keserse nasil bir tolerans sergilenir, onu bilemiyorum elbette.

Bir Mayis Emek ve Dayanisma Gunu






















Basindan takip ettigimiz uzere yine dayakli ve olayli bir Bir Mayis yasiyor Turkiye.

Bu sene elbette ki onceki Bir Mayislara gore daha da manali olsa gerek. Issizligimiz rekor seviyelere tirmanmis ve resesyona iyice batmis durumdayiz. Hukumete daha bir ay kadar once yerel secimlerde atilan tokatin kizarikligi da henuz gecmis degil. Uzerine muhalefeti bastirma cabalari ve adaletsiz dava tutuklamalari da eklenince iscinin ve sendikacilarin ne kadar gur sesle bagirma ve Taksim’de o bayragini sallama ihtiyaci hissettigini anlayabiliyorum.

Tum iscilerin Bir Mayis tatili ve bayrami kutlu olsun.

Elbette dilegimiz hosgorunun ve dayanismanin azaldigi degil arttigi bir Turkiye.

Friday, 24 April 2009

Sevinin kucukler, ovunun buyukler
















Cocuklugumuzun torenleri ve muazzam televizyon programlariyla hatiralarimiza yer etmis en onemli bayrami 23 Nisan’i geride biraktik.

Yaziyi yazarken bu onemli bayramin cocuk kismini mi ulusal egemenlik kismini mi vurgulamali diye dusundum durdum. Kendim de bir baba olarak, ulkemizin gelecekteki seklinin buyuk bir kisminin henuz nufus cocukken yontuldugunu dusunuyorum. O yuzden bir cocugun anne-babasini sevmek gibi cocukken dogal olarak kanina islemis bazi duygu ve dusuncelerin arasina baska duygu ve dusunceler de eklememiz cok onemli: mesela demokrasi anlayisi ve laiklik gibi bazi konularin buyudukce cocuklarimiza dogal gelmeleri lazim ki asla hayat boyu bu duygu ve dusuncelerin karsisina cikmasinlar. Kim ne derse desin, kim nasil bir yurt ya da yemek onerirse onersin, bu duygu ve dusunceler kanina islemisse, cocuk dogru yolu bulabilecektir.

Bu vesileyle CYDD veya BBOG projelerinin onemlerini de tekrar vurgulamaliyiz. Okuyan her cocuk dusunen bir cocuktur anlamina gelmiyor elbette ama okuyan her cocuk dusunme ihtimali daha yuksek bir cocuk olacaktir. Dusunen cocuk da onune sunulan herseyi kabul etmez. Bunu yine bir de baba olarak yaziyorum!

Bu manali gunde Turkan Hoca’ya, Tijen Hanim’a destegimizi tekrar belirtelim. Ayrica tam 50 gundur tutuklu oldugu icin 23 Nisan’i cocuklari Deniz ve Yagmur’dan ayri geciren Mustafa Balbay’a da selam ve sevgilerimizi gonderelim. Sevin Balbay, cocuklarin seninle ovunuyor.

Tuesday, 14 April 2009

Yine dalga, yine zor yetisen beyinler gozaltinda






















Savcisi Basbakan Erdogan olan, AKP’ye muhalefet yapan her sahis ve kurumu susturma amacli, Fettullah Gulen ve Islami basin tarafindan desteklenen, ve adina Ergenekon denilen davada dun 12. dalga tutuklanmalari yasadik.

Her dalgada oldugu gibi yine binbir ozveriyle Turkiye icin calismis ve hayatini bilime, dine, demokrasiye adamis piril piril ve zor yetisen beyinler gozaltinda: Cagdas Yasami Destekleme Dernegi (http://www.cydd.org.tr/) Genel Baskani Prof. Dr. Turkan Saylan, Cumhuriyet gazetesi yazari ve ekonomist Prof. Dr. Erol Manisali, Baskan Universitesi rektoru Prof. Dr. Mehmet Haberal, Uludag Universitesi eski rektoru Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, Ondokuz Mayis Universitesi eski rektoru Prof. Dr. Ferit Bernay, Inonu Universitesi eski rektoru Prof. Dr. Fatih Hilmioglu, Yuzuncu Yil Universitesinden Prof. Dr. Ayse Yuksel, Baba Beni Okula Gonder kampanyasini (http://www.bbog.org/) yuruten ve Dogan Gazetecilik’ten Tijen Mergen.

Bugun Ilhan Selcuk Turkiye’deki rejimin artik bir Ergenekon rejimi oldugunu soylemis: tam daha iyi ozetlenemezdi diye dusunurken Zafer Temocin’in karikaturunu gordum.

Siyah gozluklu bir polis memuru elinde Turkan Hoca’nin serumla damarlarina giren kan sisesini elinde tutuyor ve soyle diyor: “Sonunda bir numarali Ergenekon delilini ele gecirdik.”

Arka planda K. Ataturk imzasi ve Genclige Hitabenin son cumlesi: “...Muhtac oldugun kudret, damarlarindaki asil kanda mevcuttur!”

Korku Imparatorlugumuzda AKP’nin yerel secimde yedigi tokat, Turkiye’yi getirmis oldugu bugunlerle karsilastirilinca aslinda cok hafif kaciyor. Genel secimlere kadar Turkiye Cumhuriyeti secmenlerinin bu hafif tokattan anlasilan hic ders almayan AKP hukumetine, kollarini dirseklere kadar sivayip, bileklerini esnetip, parmaklarini ince zeytinyagiyla iyice bir ovusturduktan sonra soyle iz birakanlarindan okkali bir Osmanli tokadi atmasi gerekmektedir.

Thursday, 9 April 2009

Solda kritik haftasonu















Baskan Zeki Sezer, 12 Nisan Pazar gunu DSP'deki liderlik pozisyonundan istifa edecegini acikladi.

Yerel secimlerde CHP'nin %23, DSP'nin %3 oy aldigini hatirlatalim. Yani Zeki Sezer'in istifasi Turkiye'nin %26'sini yakindan, gerisini de uzaktan ilgilendiren onemli bir gelisme.

Yerine kim gececegi merak konusu. Bu sabah basinda iclerinde Tayfun Icli, Mustafa Sarigul, ve Yilmaz Buyukersen de dahil olmak uzere cesitli isimler geciyor.

Buyukersen'in Eskisehir'deki basarili yonetiminden daha once de bahsetmistik: http://dusunerek.blogspot.com/2008/09/yerel-secimler-oncesi-siyasi-santaj.html. Kendisini daha buyuk bir platformda, solda liderlik konumunda gormek heyecan verici.

Ote yanda yine hakkinda cok yazdigimiz ve dediklerinin coguna katildigimiz Kilicdaroglu da "Turkiye'de degisimin adresi CHP olmak zorundadir" diyerek kendi goruslerini de belirtti.

Iki politikaciya da cok buyuk saygimiz var ama olasi bir genel secimde Kilicdaroglu ile Buyukersen'in karsilikli savastigini gormek yillardir tekrarlanan solda birlik cagrisi acisindan cok talihsiz olacaktir.

Iste bu yuzden Pazar gunu Galatasaray-Fenerbahce derbisiyle birlikte DSP toplantisini da yakindan takip etmeliyiz.